• Evlilik Modasının En Güncel Haber Portalı
   
Evlilik Modasının En Güncel Haber Portalı
Hayat Çizgimiz: Su ve Orman

Hayat Çizgimiz: Su ve Orman

  • 22 Mart 2021 Pazartesi 20:12

Bugün Dünya Su Günü. İlk kez 1992'de Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı'nda önerilen "Dünya Su Günü", dünya ülkelerinin giderek büyüyen temiz su kaynakları sorununa dikkat çekmek, içilebilir su kaynaklarının korunması ve çoğaltılması konusunda somut adımlar atılmasına adanıyor. Bu gün, belki de küçük adımlarla büyük değişimler yapmaya karar vermek ve daha fazla geç kalmadan, doğa için adım atmanın tam sırası.

Her yıl Mart ayının sonunda küresel olarak kutlanan Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile Dünya Su Günü kapsamlarında TEMA Vakfı bu iki doğal varlığın, özellikle salgın döneminde unutulmaması gereken önemine dikkat çekti.

TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; koronavirüs salgının damgasını vurduğu son bir yılda; ormanları tahrip etmenin çeşitli hastalık ve salgınları beraberinde getirdiğinin ve yeterli ve temiz suya erişimin öneminin bir kez daha anlaşıldığını belirtti.


TEMA Vakfı, Dünya Orman Haftası ve Su Günü kapsamlarında, koronavirüs salgınının insan sağlığı ile gezegenimizin sağlığı arasındaki ilişkiyi daha açık hale getirdiğinin altını çizdi. Konu ile ilgili konuşan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, doğal ormanların korunmasının ve tahrip edilen orman alanlarının yeniden ormanlaştırılmasının gelecekte karşılaşılacak salgın risklerini azaltacağını belirtirken; su stresi çeken ülkemizde salgın döneminde alınan tedbirler kapsamında suyun değerinin bir kez daha anlaşıldığını umduklarını belirtti. Ataç, orman ve su ilişkisini ise; “Dünya karasal alanının %30’unu oluşturan ormanlar akarsu akışlarının %60’ını sağlıyor. Bu da içme sularımızın büyük bölümü ormanlardan geliyor demek. Ormanların tahrip edilmesi bölgeyi daha kurak hale getirirken, suyla taşınan organik madde ve toprak nedeniyle suyun kalitesi bozuluyor” sözleriyle açıkladı.

Ormanlar sağlığımızı güçlendirirken, salgın hastalık riskini de azaltıyor

Ormanlara yakın olan insanların, ormanlardan uzak olanlara kıyasla daha uzun ömürlü olduklarına ilişkin araştırmalar olduğuna değinen Deniz Ataç; “Ormanda vakit geçirmenin, tansiyon ve kalp atışlarını düzenlediğine, kas gerginliğini, insan tenindeki elektrik yükünü ve stresi azalttığına, bağışıklık sistemini kuvvetlendirdiğine, kansere karşı mücadele eden hücre sayılarını artırdığına dair bulgular var” diyerek ormanların hem fizyolojik hem de psikolojik olarak insan sağlığını etkilediğinin araştırmalarla ortaya konduğunu belirtti. Salgın hastalıkların yaklaşık %50’sinin başta orman tahribatı olmak üzere arazi örtüsü değişiminden kaynaklandığının ifade edildiğini belirten Ataç, “Geçmiş yıllara göre dünyada orman tahribatı azalmakla birlikte ne yazık ki hala alarm seviyesinde yüksek. Dünya Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre son 5 yılda dakikada yaklaşık 20 futbol sahası büyüklüğünde orman alanı tahrip ediliyor” dedi.


TEMA Vakfı, insanların maruz kaldıkları salgın hastalıkların %75’inin hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar olduğunu ve 1940 yılından itibaren bu salgın hastalıklarda artış olduğunu belirtti. Son 20 yılda insanlığın SARS, H1N1 (Domuz gribi), Kuş gribi, MERS, Ebola, Zika ateşi gibi çok sayıda salgına neden olan yeni virüsle karşılaştığını belirten Deniz Ataç,  örnek olarak orman tahribatı olan alanlardaki insanların sivrisinek ısırığına maruz kalma oranının tahrip edilmemiş alanlarda yaşayan insanlardan 278 kat fazla olduğunun belirlendiğini vurguladı.
Alacağımız her önlemin çok değerli olduğu bu günlerde, bizim de su kaynaklarını korumak için atabileceğimiz küçük adımlar var.

Su ayak izinizi kontrol altına alın

Günlük rutininizde ne kadar su harcadığınızı bilmek ve bu izi olabildiğince küçültmek atacağınız ilk büyük adım olabilir. Musluk suyunu dikkatli kullanmak, sebze ve meyveleri yıkadığınız suyu ikinci bir temizlikte değerlendirmek, çamaşır ve bulaşık makinelerini tam kapasiteli çalıştırmak bazı küçük ama önemli adımlar olabilir.

Dolaplarınızda doğa dostu temizlik ürünlerine yer açın

Bazı temizlik maddelerinde bulunan kimyasallar havayı, suyu, denizleri ve toprağı kirletiyor. Temiz ve hijyenik bir hayata adım attığımızı zannederken maalesef doğal kaynakları kirleterek, geri dönülmez zararlar verebiliyoruz. Biz köpükler aracılığıyla her şeyin daha temiz olduğuna inanıp rahatlarken, köpüklerin küresel bir çevre sorunu olarak karşımıza çıktığını unutmayın. Deterjanları alırken ambalajlarını okuyarak tercih yapmak ya da limon, sirke, tuz gibi doğal maddeler kullanmak atılacak ilk adımlar olabilir.

Plastiğe elveda, bez çantalara merhaba!

Her gün onlarca kez karşımıza çıkan plastik poşetlerden ne olursa olsun kurtulun. Milyonlarcası doğaya bırakılan plastik atıklar su kaynaklarını, toprağı, çevreyi geri dönüşü olmayacak şekilde kirletiyor ve neredeyse tamamı dünyanın su kaynağına gidiyor çünkü parçalanması çok zor. Deniz canlılarının midesinde, ormandaki bir ağacın dibinde ya da sokakta öylece duran plastik poşet ve atıklardan kurtulmak sandığınızdan daha zor ama bir o kadar da önemli. Alışverişe kendi bez çantalarınızla çıkabilir, pet şişede su içmek ve muhafaza etmek yerine cam şişeleri tercih edebilirsiniz.

Bilinçli tüketim yapmaya çalışın

Bir seçeneğiniz varsa, bir geri dönüştürülebilir ürünler seçmeye özen gösterin. Örneğin bir cam kap, plastikten çok daha sağlıklıdır. Ayrıca, defalarca kullanılabilir ve temizlenebilir, ardından yeni bir ürün haline getirilmek üzere geri dönüştürülebilir.

 Harekete geçmenin tam zamanı!

Maddi bağışlar ve destekler birçok çevre dostu dernek için çok önemli olsa da yerel plajları, gölleri, dereleri ve nehirleri temizlemeye gönüllü olarak katılmak da bir başka destek yöntemi. Herhangi bir çevre dostu derneğin gönüllüsü olabilir,