• Seçkin Gelinlerin Bulusma Noktası
Seçkin Gelinlerin Bulusma Noktası
Aşkın En Popüler Sembolünün Tarihi

Aşkın En Popüler Sembolünün Tarihi


Doğanın bir diğer mucizesi olan pırlanta nasıl oldu da aşkın en popüler sembolüne dönüştü?

COVER PHOTO CREDIT Susan Stripling

Pırlanta kelimesinin İngilizce’deki karşılığı ‘diamond’ın kökeni, Yunanca sert ve kırılamayan anlamındaki Adamas’tan geliyor. 

Pırlantalar bir kızın en iyi arkadaşı olmadan çok önce de düğün mücevherlerine anlam bahşedilirdi. 

Eski Mısırlılar, "sonsuz yaşam ve sevgiyi" temsil eden semboller çizili kamış veya deri halkaları, şefkatlerinin göstergesi olarak birbirlerine sunardı. Romalılar da sembolik aksesuar alışverişinde bulunuyordu, ancak pek de romantik olmayan bir şekilde: Kadınlara “kocalarının kendilerine sahip olduğunu sembolize eden küçük anahtarlara bağlı bir yüzük” verilirdi. 

Pırlantanın serüveni, Hindistan’da M.Ö 2500 civarında nehir ve akarsu kıyılarında bulunmasıyla başladı. 

1400’lerde Avrupa elitinin vazgeçilmez aksesuarı haline gelen pırlanta, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada'daki en iyi kuyumculardan oluşan American Gem Society’e göre, 1477 yılına kadar nişan yüzüğü olarak kullanılmadı. Yani Avusturya’lı Arşidük Maximillian, Mary Burgundy ile nişanlanmalarının şerefine “M” şeklinde pırlantaların olduğu altın bir yüzük seçmeden ve sunmadan önce. Sonraki yüzyıllarda, nişan yüzükleri, zamanın popüler stillerini ve eğilimlerine uyum sağlayarak tekrar tekrar gelişti. 

1700'ler ve 1800'lü yılların başlarında kıymetli taşlar ve ayrıntılı metal işi talep görüyordu. 

1876’dan 1901’e, Kraliçe Victoria’nın tahttaki 63 yılı ise birkaç farklı görünüme ilham verdi. İlk zamanlar gelinin doğum taşını bir nişan yüzüğü içinde kullanmak popülerken, 1800'lerin ortalarında, siyah oniks gibi daha koyu renkli taşlar en çok tercih edilenlerdi. Geç Viktorya döneminde ise nişan yüzüklerinde tek taş ve platin kullanımında artış görüldü.

Parmağında pırlanta nişan yüzüğü olan kadınların müstakbel kocaları zengin ve asil ailelerden geliyordu çünkü dünya üzerindeki pırlanta kaynakları kıt idi ve bu değerli taşa yalnızca zenginler ulaşabiliyordu. 

Ancak, 1866 yılında  Güney Afrika’daki devasa elmas madenlerinin keşfi, nişan takılarında yeni bir dönem başlattı. O zamana kadar, dünya çapında her yıl yalnızca birkaç kilo kadar elmas çıkarıldı. Bu göz alıcı taşların nadirliğini yitirmesine sebep olan madenlerin keşfi, taşların artık değerlerini koruyamayacağı anlamına geliyordu.

The Atlantic dergisinde yayınlanan "Have You Ever Tried to Sell a Diamond?" (Hiç Elmas Satmaya Çalıştınız mı?) makalesinde, Edward Jay Epstein, bu madenlerdeki büyük yatırımcıların De Beers Konsolide Madenleri’ni oluşturmak için bir araya gelme şeklini ayrıntılarıyla anlatıyor, “Üretimi kontrol etmek ve elmas kıtlığı yanılsamasını sürdürmek için yeterince güçlü olan tek bir şirket”. Günümüzde bile De Beers, halen dünyadaki en ünlü elmas şirketidir.

I. Dünya Savaşı'ndan yirmi yıl sonra, şirketin “Amerika'da satılan ve karat cinsinden ölçülen toplam pırlanta miktarının yüzde 50 oranında azaldığını; aynı zamanda dolar cinsinden ölçülen pırlantaların kalitesinin yaklaşık yüzde 100 oranında azaldığını” fark ettiğini belirtiyor Epstein. Pırlanta tedarikini zaten kontrol ettikleri için, De Beers şirketi de talebi kontrol etmek için yola ve nişan yüzüklerinde niş bir pazar yarattı. 

“Hem kadınlar hem de erkekler, pırlantaları pazarlanabilir kıymetli taşlar olarak algılamak zorunda kaldı” diyor Epstein, “Ama aynı zamanda kur yama ve evlilik yaşantısının bir parçası olarak da”.

De Beers, film, ünlü fotoğraf çekimleri ve popüler moda trendlerini içeren ürün yerleştirmeler ile agresif bir pazarlama kampanyası başlattı ve 1947’de metin yazarı Frances Gerety tarafından icat edilen ikonik sloganı kullanmaya başladı, " Pırlanta sonsuza kadar!” 

Ürün veya marka değil, o ürünün vaat ettiği duygu pazarlandı. 

 1950’lerde pırlanta satışları önceki iki yıla göre yüzde 55 oranında arttı. R.W.Ayer Reklam ajansının  1951 yıllık raporundaki ifade aslında tam olarak gidişatın bir özetidir :  “Pırlanta yüzükle evlenme geleneği gittikçe güçleniyor, öyle ki mücevherciler artık ‘Pırlanta yüzüğü olmayan bir kız nişanlanmış sayılmıyor’ diyorlar.”

O zamandan beri nesiller için pırlanta nişan yüzükleri için standart olmuştur. 2017’de Wedding Wire, gelinlerin yüzde 74'ünün ortalama 5.000 dolar maliyetle elmas nişan yüzüğü aldığını bildirdi.

Ünlülerin nişan yüzüklerinin haberleri, Aristoteles Onassis'in 1968'de Harry Winston tarafından kesilen 40.42 karatlık elmas ile Jackie Kennedy'ye teklif etmesinden beri, magazinde en önemli haber içeriklerinden biri. 

Nişan yüzüğü Mısırlıların tercih ettiği dokuma sazlıklarından beri uzun bir yol kat etmiş olabilir;  fakat hiçbir zaman değişmeyen tek şey, bir nişan yüzüğünün sembolize ettiği sevgi ve bağlılıktır. Pırlanta olsun olmasın…